İçimizdeki Saat: Kronoterapi ile Zamanın Tedaviye Etkisi
Kalp krizi vakalarını neden sabaha karşı daha sık görürüz?
Bir enfeksiyon yaşadığımızda neden belirtiler gece daha belirgin olur?
Prefrontal korteksin yorulup kontrolü ödül merkezine bıraktığı için gece “bir bölüm daha” izlediğin dizi yüzünden sabah pişmanlık mı duydun?
Üzülme.
Suç tamamen senin değildi.
Sirkadiyen ritmin de işin içindeydi.
İnsan vücudu yalnızca organlardan oluşan biyolojik bir yapı değildir. Uyku düzenimiz, hormon salgılarımız, bağışıklık sistemimiz ve metabolizmamız gibi pek çok fizyolojik süreç belirli bir zaman düzeni içerisinde çalışır. Bu 24 saatlik biyolojik döngüye “sirkadiyen ritim” adı verilir.
Son yıllarda bilim insanları, yalnızca vücudumuzun değil kullandığımız ilaçların etkisinin de bu biyolojik saatten büyük ölçüde etkilendiğini ortaya koymuştur. İşte bu noktada “kronoterapi” kavramı hayatımıza girmiştir.
Sirkadiyen ritim, beynin hipotalamus bölgesinde bulunan ve “suprachiasmatic nucleus (SCN)” adı verilen merkez tarafından yönetilir. Sabah kortizol hormonunun yükselmesiyle uyanıklık artarken, gece melatonin salgısının yükselmesiyle uykuya hazırlık başlar.
Kan basıncı, vücut sıcaklığı, kalp hızı, bağışıklık yanıtı; hatta bir ilacın emilimi, karaciğerde metabolize edilmesi, hedef dokudaki etkinliği ve vücuttan atılması bile günün farklı saatlerinde değişiklik gösterebilir. Başka bir deyişle, aynı ilacı farklı saatlerde kullandığınızda farklı sonuçlar elde edebilirsiniz.
Kronoterapi tam olarak bu prensipten yararlanır: İlacı, vücudun biyolojik ritmine en uygun zamanda uygulayarak tedavi etkinliğini artırmak ve yan etkileri azaltmak.
Şimdi en baştaki sorularımıza tekrar dönelim.
Kalp krizi vakalarını neden sabaha karşı daha sık görürüz?
Kan basıncı genellikle gece düşer ve sabaha karşı yeniden yükselmeye başlar. Kortizol ve adrenalin düzeylerindeki artışla birlikte kalp daha yoğun çalışır, damar sistemi daha fazla stres altında kalır ve kanın pıhtılaşma eğilimi artabilir. Bu nedenle kalp krizi ve inme gibi kardiyovasküler olaylar özellikle sabah saatlerinde daha sık görülür.
Bu durum, bazı tansiyon ilaçlarının gece kullanılmasının neden daha etkili olabileceğini de açıklamaktadır.
Bir enfeksiyon yaşadığımızda neden belirtiler gece daha belirgin olur?
Gündüz saatlerinde yüksek olan kortizol hormonu inflamasyonu belirli ölçüde baskılar. Gece ise kortizol düzeyi düşer, bağışıklık sistemi daha aktif hale gelir ve inflamatuvar sitokinlerin üretimi artar.
Bu nedenle:
* ateş,
* halsizlik,
* boğaz ağrısı,
* burun tıkanıklığı
gibi belirtiler gece daha yoğun hissedilebilir.
Yani çoğu zaman hastalık gece aniden kötüleşmez; biyolojik saatimizin bağışıklık sistemine verdiği komutlar daha görünür hale gelir.
Peki ya gece “bir bölüm daha” diyerek izlediğimiz diziler?
Burada ise biyolojik saatimizin modern dünyayla çatışmasını izliyoruz.
Bu durumun arkasında tek bir hormon değil; melatonin, kortizol, dopamin ve ödül sistemi birlikte çalışıyor.
Gece ilerledikçe kortizol düşer ve prefrontal korteks daha hızlı yorulmaya başlar. Yani:
* mantıklı karar verme,
* dürtü kontrolü,
* “yarın erken kalkacağım” diyebilme becerisi zayıflar.
Ancak aynı anda ekranlardan gelen mavi ışık ve sürekli dopamin uyarısı nedeniyle ödül sistemi aktif kalmaya devam eder.
Kısacası:
Mantık sistemi kapanmaya başlarken ödül sistemi çalışmaya devam eder.
Bu yüzden gece alınan kararlar sabah bize bazen “başka biri vermiş” gibi gelebilir.
Kronoterapi ve Kanser Tedavisi
Kronoterapinin en dikkat çekici araştırma alanlarından biri kanser tedavisidir. Kanser hücrelerinin bölünme hızı, DNA tamir mekanizmaları ve metabolik aktiviteleri gün boyunca değişiklik gösterebilir.
Bazı kemoterapi ilaçlarının belirli saatlerde uygulanmasının:
* tümör hücreleri üzerinde daha güçlü etki oluşturabileceği,
* sağlıklı hücreleri daha az etkileyebileceği,
* toksisiteyi azaltabileceği
gösterilmiştir.
Böylece tedavi etkinliği artırılırken yan etkiler azaltılabilir.
Geleceğin Tıbbı: Doğru İlaç, Doğru Doz, Doğru Zaman
Gelecekte bizi bekleyen kişiselleştirilmiş tıp anlayışı içerisinde kronoterapinin önemli bir yer tutacağı düşünülmektedir.
Çünkü artık yalnızca:
* doğru ilaç,
* doğru doz değil;
doğru zaman da tedavi başarısını belirleyen önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Biyolojik saatimize uyum sağladığımız yeni yazılarda görüşmek üzere.